خِطَابُهُ الْمُفْعَمُ بِالْحَمَاسَةِ أَثَّرَ فِي الْجَمِيعِ.
Onun cuşuhuruş dolu konuşması herkesi etkiledi.
خِطَابُهُ الْمُفْعَمُ بِالْحَمَاسَةِ أَثَّرَ فِي الْجَمِيعِ.
Onun cuşuhuruş dolu konuşması herkesi etkiledi.
مِنَ الرَّائِعِ رُؤْيَةُ الشَّبَابِ يَنْدَفِعُونَ بِحَمَاسٍ نَحْوَ مَشَارِيعَ جَدِيدَةٍ.
Gençlerin cuşuhuruş içinde yeni projelere atılması çok güzel.
يَشْعُرُ الْفَنَّانُ بِشَغَفٍ كَبِيرٍ عِنْدَ إِنْشَاءِ أَعْمَالِهِ.
Sanatçı, eserlerini yaratırken büyük bir cuşuhuruş hissediyor.