cumbul

عِنْدَمَا هَزَزْتُ الزُّجَاجَةَ، سُمِعَ صَوْتُ قَرْقَرَةِ المَاءِ بِدَاخِلِهَا.

Şişeyi çalkalayınca içindeki suyun cumbul sesi duyuldu.

أَثْنَاءَ تَحْضِيرِ العَيْرَانِ، كَانَ صَوْتُ خَضْخَضَةِ اللَّبَنِ فِي الوِعَاءِ مَسْمُوعًا.

Ayranı yaparken kabın içindeki yoğurdun cumbul sesi geliyordu.

كَانَ صَوْتُ تَمَوُّجِ الْأَمْوَاجِ فِي الْبَحْرِ يُرِيحُنِي.

Denizdeki dalgaların cumbul sesi, beni rahatlatıyordu.

İlişkili Kelimeler