curcuna

الضَّجَّةُ فِي السُّوقِ يُمْكِنُ أَنْ تَكُونَ مُتْعِبَةً.

Pazardaki curcuna, insanı yorabiliyor.

غَمَرَ صَخَبُ الْأَطْفَالِ الْمَنْزِلَ بِأَكْمَلِهِ.

Çocukların curcunası bütün evi sardı.

كَانَ هُنَاكَ فَوْضَى عَارِمَةٌ فِي الْمَنْزِلِ بَعْدَ الْحَفْلَةِ.

Parti sonrası evde tam bir curcuna vardı.

İlişkili Kelimeler