نَحْنُ نَتَطَلَّعُ إِلَى فَرْشِ مَنْزِلِنَا الْجَدِيدِ بِالسَّجَّادِ.
Yeni evimizi halılarla döşemek için sabırsızlanıyoruz.
نَحْنُ نَتَطَلَّعُ إِلَى فَرْشِ مَنْزِلِنَا الْجَدِيدِ بِالسَّجَّادِ.
Yeni evimizi halılarla döşemek için sabırsızlanıyoruz.
اسْتَغْرَقَ تَبْلِيطُ أَرْضِيَّةِ الْمَطْبَخِ بِالسِّيرَامِيكِ وَقْتًا طَوِيلاً.
Mutfak zemini seramiklerle döşemek çok zamanımızı aldı.
يُرِيدُونَ تَأْثِيثَ غُرَفِ الْفُنْدُقِ بِأَثَاثٍ حَدِيثٍ.
Otel odalarını modern mobilyalarla döşemek istiyorlar.
رَصَفَ، اِسْتَفْرَشَ