dönük

يَعِيشُ فِي مَنْزِلٍ مُتَّجِهٍ نَحْوَ الْبَحْرِ.

Yüzü denize dönük bir evde yaşıyor.

كُلُّ الْأَنْظَارِ مُوَجَّهَةٌ إِلَيْهِ.

Bütün dikkatler ona dönük.

Eşdizimler