dört kollu

كَانَتِ الثُّرَيَّا ذَاتُ الْأَرْبَعَةِ أَذْرُعٍ تَبْدُو مُبَهْرَجَةً لِلْغَايَةِ فِي مُنْتَصَفِ الصَّالُونِ.

Dört kollu avize, salonun ortasında çok gösterişli duruyordu.

أَضْفَى الشَّمْعَدَانُ ذُو الْأَرْبَعَةِ فُرُوعٍ مَظْهَرًا أَنِيقًا عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Dört kollu şamdan, masanın üzerinde zarif bir görüntü oluşturdu.

İlişkili Kelimeler