لِسُوءِ الْحَظِّ، هُوَ مُبْتَلًى بِمَرَضٍ خَطِيرٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Maalesef, o uzun süredir ciddi bir hastalığa düçar olmuş durumda.
لِسُوءِ الْحَظِّ، هُوَ مُبْتَلًى بِمَرَضٍ خَطِيرٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Maalesef, o uzun süredir ciddi bir hastalığa düçar olmuş durumda.
نَتِيجَةً لِلْحَادِثِ، أُصِيبَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ بِجُرُوحٍ.
Kaza sonucu birçok insan yaralanmaya düçar oldu.
وَقَعَتِ الشَّرِكَةُ فِي خَسَائِرَ كَبِيرَةٍ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ.
Şirket, ekonomik kriz nedeniyle büyük zararlara düçar oldu.