رَكَضَ الْوَلَدُ فِي الْحَدِيقَةِ بِسُرْعَةٍ، ثُمَّ سَقَطَ عَلَى الْأَرْضِ وَبَكَى.
Çocuk bahçede hızlıca koştu, sonra yere düştü ve ağladı.
رَكَضَ الْوَلَدُ فِي الْحَدِيقَةِ بِسُرْعَةٍ، ثُمَّ سَقَطَ عَلَى الْأَرْضِ وَبَكَى.
Çocuk bahçede hızlıca koştu, sonra yere düştü ve ağladı.
وَقَعَ الْكِتَابُ مِنْ عَلَى الطَّاوِلَةِ.
Kitap masadan düştü.
فِي الْخَرِيفِ تَتَسَاقَطُ أَوْرَاقُ الْأَشْجَارِ الصَّفْرَاءُ فِي حَدِيقَةِ بَيْتِنَا كُلَّ يَوْمٍ.
Sonbaharda evimizin bahçesinde ağaçların sarı yaprakları her gün düşer.
Ayrıca: طَاحَ، هَبَطَ، اِنْخَفَضَ
تَهَاوَى، حَطَّ، تَرَدَّى، اِنْحَطَّ، تَدَنَّى