düşsel

تَدُورُ أَحْدَاثُ هَذِهِ الرِّوَايَةِ فِي عَالَمٍ خَيَالِيٍّ.

Bu roman, düşsel bir dünyada geçiyor.

كُلُّ مَا رَوَاهُ كَانَ وَهْمِيًّا وَغَيْرَ وَاقِعِيٍّ.

Onun anlattığı her şey düşsel ve gerçek dışıydı.

رَسَمَ الْفَنَّانُ لَوْحَةً مَلِيئَةً بِالصُّوَرِ الْمُتَخَيَّلَةِ.

Sanatçı, düşsel imgelerle dolu bir tablo yaptı.

İlişkili Kelimeler