أَصْبَحَتِ ابْنَتِي غَايَةً فِي الْجَمَالِ، كُلُّ مَنْ يَرَاهَا يُعْجَبُ بِهَا.
Kızım dünya güzeli olmuş, gören herkes hayran kalıyor.
أَصْبَحَتِ ابْنَتِي غَايَةً فِي الْجَمَالِ، كُلُّ مَنْ يَرَاهَا يُعْجَبُ بِهَا.
Kızım dünya güzeli olmuş, gören herkes hayran kalıyor.
إِنَّهَا امْرَأَةٌ جَمِيلَةٌ جِدّاً، تَجْذِبُ الِانْتِبَاهَ دَائِماً.
O, dünya güzeli bir kadın, her zaman dikkat çekiyor.
كَانَتِ المُمَثِّلَاتُ فِي الأَفْلَامِ القَدِيمَةِ فَاتِنَاتِ الجَمَالِ حَقًّا.
Eski filmlerdeki aktrisler adeta dünya güzeliydi.