dünyasal

لَقَدِ ابْتَعَدَ عَنِ الْمَلَذَّاتِ الدُّنْيَوِيَّةِ وَتَوَجَّهَ نَحْوَ الرُّوحَانِيَّةِ.

O, dünyasal zevklerden uzak durarak maneviyata yöneldi.

هَذِهِ الْمُشْكِلَةُ لَيْسَتْ مَحَلِّيَّةً فَقَطْ، بَلْ هِيَ مُشْكِلَةٌ عَالَمِيَّةٌ.

Bu sorun, sadece yerel değil, dünyasal bir sorundur.

يَبْحَثُ الْعُلَمَاءُ عَنْ أُصُولِ الْحَيَاةِ الْأَرْضِيَّةِ.

Bilim insanları, dünyasal yaşamın kökenlerini araştırıyorlar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler