dünyevi

إِنَّهُ يَعِيشُ حَيَاةً رُوحِيَّةً بَعِيدَةً عَنِ الْمَلَذَّاتِ الدُّنْيَوِيَّةِ.

O, dünyevi zevklerden uzak, manevi bir hayat yaşıyor.

قَدْ يَكُونُ التَّعَامُلُ مَعَ هَذِهِ المَشَاكِلِ الأَرْضِيَّةِ صَعْبًا لِلْغَايَةِ فِي بَعْضِ الأَحْيَانِ.

Bu dünyevi sorunlarla başa çıkmak bazen çok zor olabiliyor.

هَدَفُهُ الْوَحِيدُ هُوَ تَحْقِيقُ النَّجَاحَاتِ الْمَادِّيَّةِ.

Onun tek amacı dünyevi başarılar elde etmek.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler