dürülü

كَانَتْ جَمِيعُ الْقُمْصَانِ مُكَدَّسَةً بِشَكْلٍ أَنِيقٍ وَمَطْوِيٍّ فِي الدُّرْجِ.

Çekmecede bütün tişörtler düzgünce dürülü bir şekilde duruyordu.

كَانَتِ السَّجَّادَةُ الْمَلْفُوفَةُ تَنْتَظِرُ فِي الزَّاوِيَةِ جَاهِزَةً لِلنَّقْلِ.

Dürülü halı, taşınmak için hazır bir şekilde köşede bekliyordu.