مِنْظَار — مَنَاظِير
أَسْتَخْدِمُ الْمِنْظَارَ لِرُؤْيَةِ الطُّيُورِ عَنْ قُرْبٍ.
Kuşları daha yakından görmek için dürbün kullanıyorum.
أَسْتَخْدِمُ الْمِنْظَارَ لِرُؤْيَةِ الطُّيُورِ عَنْ قُرْبٍ.
Kuşları daha yakından görmek için dürbün kullanıyorum.
لَدَى وَالِدِي تِلِسْكُوبٌ قَدِيمٌ، كُنَّا نُشَاهِدُ النُّجُومَ بِهِ.
Babamın eski bir dürbünü var, onunla yıldızları izlerdik.
مَقْرَبَة، مَنَاظِير، نَاظُور، مِقْرَاب، دُرْبِين