dürmek

لَفَّتْ أُمِّي السَّجَّادَةَ وَوَضَعَتْهَا فِي الْغُرْفَةِ.

Annem halıyı dürüp odaya koydu.

طَوَى الأَطْفَالُ السَّجَّادَةَ بِسُرْعَةٍ وَوَضَعُوهَا جَانِبًا لِلَّعِبِ.

Çocuklar, oyun oynamak için halıyı hızla dürdüler ve kenara koydular.

İlişkili Kelimeler