düzelmek

بَدَأَ الطَّقْسُ يَتَحَسَّنُ تَدْرِيجِيًّا، وَبَدَأَتِ الشَّمْسُ تَظْهَرُ.

Hava yavaş yavaş düzelmeye başladı, güneş yüzünü göstermeye başladı.

تَتَّخِذُ الحُكُومَةُ تَدَابِيرَ جَدِيدَةً لِتَعْدِيلِ الوَضْعِ الِاقْتِصَادِيِّ.

Ekonomik durumun düzelmesi için hükümet yeni önlemler alıyor.

تَعَافَى المَرِيضُ بِسُرْعَةٍ بَعْدَ الجِرَاحَةِ وَتَمَّ تَسْرِيحُهُ.

Hasta ameliyattan sonra hızla düzeldi ve taburcu oldu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler