يُحَاوِلُ تَحْقِيقَ نِظَامٍ فِي حَيَاتِهِ.
Hayatında düzenlilik sağlamaya çalışıyor.
يُحَاوِلُ تَحْقِيقَ نِظَامٍ فِي حَيَاتِهِ.
Hayatında düzenlilik sağlamaya çalışıyor.
عَلَيْهِ أَنْ يُظْهِرَ انْتِظَامًا فِي دِرَاسَاتِهِ.
Çalışmalarında düzenlilik göstermesi gerekiyor.
تَرْتِيبُ الْمَنْزِلِ أَثَارَ إِعْجَابَ الضُّيُوفِ.
Evin düzenliliği misafirleri etkiledi.
اِطِّرَاد، اِضْطِرَاد