düzgün

رَسَمَ أَخِي خَطًّا مُسْتَقِيمًا عَلَى الْوَرَقَةِ بِالْمِسْطَرَةِ فِي دَرْسِ الرَّسْمِ.

Kardeşim resim dersinde cetvelle kâğıda düzgün bir çizgi çizdi.

تَبْدُو هَذِهِ الْغُرْفَةُ مُنْتَظِمَةً وَنَظِيفَةً لِلْغَايَةِ.

Bu oda çok düzgün ve temiz görünüyor.

يُحَاوِلُ دَائِمًا الْحِفَاظَ عَلَى مَكْتَبِهِ مُرَتَّبًا.

Masasını her zaman düzgün tutmaya çalışır.

Ayrıca: سَلِس، صَحِيح

Eşdizimler