اشْتَرَيْتُ دُزِّينَةَ بَيْضٍ مِنَ السُّوبَرْ مَارْكِتْ لِأَنَّنِي سَأَصْنَعُ كَعْكَةً.
Markette bir düzine yumurta aldım, çünkü kek yapacaktım.
اشْتَرَيْتُ دُزِّينَةَ بَيْضٍ مِنَ السُّوبَرْ مَارْكِتْ لِأَنَّنِي سَأَصْنَعُ كَعْكَةً.
Markette bir düzine yumurta aldım, çünkü kek yapacaktım.
اشْتَرَيْتُ اثْنَيْ عَشَرَ قَلَمًا، حَتَّى يَكُونَ لَدَيَّ مَا يَكْفِي مِنَ الْأَقْلَامِ طِوَالَ الْعَامِ.
Bir düzine kalem aldım, böylece tüm yıl boyunca yeterli kalemim olur.
وَاجَهْنَا عَدَدًا كَبِيرًا مِنَ الْمُشْكِلَاتِ الْمُخْتَلِفَةِ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ.
Bu projede bir düzine farklı sorunla karşılaştık.