dırdır

لَقَدْ سَئِمْتُ مِنْ تَذَمُّرِ أُمِّي الْمُسْتَمِرِّ، يَجِبُ أَنْ تَصْمُتَ قَلِيلًا.

Annemin sürekli dırdırından bıktım artık, biraz susmalı.

أَلَنْ تَنْتَهِيَ هَذِهِ الشَّكْوَى أَبَدًا، أَمْ سَنَجِدُ حَلًّا؟

Bu dırdır hiç bitmeyecek mi, yoksa bir çözüm bulacak mıyız?

نَكَد — أَنْكَاد

بِسَبَبِ نَكَدِهَا، لَا أَحَدَ يُرِيدُ التَّحَدُّثَ مَعَهَا.

Dırdırından dolayı kimse onunla konuşmak istemiyor.

Ayrıca: زَنّ

İlişkili Kelimeler