dağılmak

تَفَرَّقَ الْمُتَظَاهِرُونَ بِسُرْعَةٍ بِتَدَخُّلِ الشُّرْطَةِ.

Göstericiler polisin müdahalesiyle hızla dağıldılar.

تَشَتَّتَ الأَوْرَاقُ فِي كُلِّ اتِّجَاهٍ بِفِعْلِ الرِّيَاحِ.

Rüzgarın etkisiyle yapraklar her yöne dağıldı.

بَدَأَتِ الْجُثَّةُ فِي التَّحَلُّلِ فِي غُضُونِ أَيَّامٍ قَلِيلَةٍ.

Ceset birkaç gün içinde dağılmaya başladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler