dağınık

كَانَتْ أَلْعَابُ الْأَطْفَالِ مُبَعْثَرَةً فِي كُلِّ مَكَانٍ فِي الْغُرْفَةِ.

Çocukların oyuncakları odanın her yerine dağınık bir şekilde yayılmıştı.

أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الدِّرَاسَةِ لِأَنَّ لَدَيَّ ذِهْنًا مُشَتَّتًا.

Dağınık bir zihne sahip olduğum için ders çalışmakta zorlanıyorum.

كَانَ الْمَكْتَبُ غَيْرَ مُنَظَّمٍ لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَتَمَكَّنْ مِنَ الْعُثُورِ عَلَى الْمِلَفِّ الَّذِي أَبْحَثُ عَنْهُ.

Çalışma masası o kadar dağınıktı ki, aradığım dosyayı bulamadım.

Eşdizimler