dağıtmak

قَامَ الْمُعَلِّمُ بِتَوْزِيعِ أَوْرَاقِ الِامْتِحَانِ عَلَى الطُّلَّابِ.

Öğretmen sınav kağıtlarını öğrencilere dağıttı.

قَامَتِ الشُّرْطَةُ بِتَفْرِيقِ الْمُظَاهَرَةِ غَيْرِ الْمُصَرَّحِ بِهَا.

Polis, izinsiz gösteriyi dağıttı.

بَدَّدَتِ الرِّيَاحُ الضَّبَابَ بِسُرْعَةٍ.

Rüzgâr sisi hızla dağıttı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler