dalgalandırmak

مَوَّجَتِ الرِّيَاحُ سَنَابِلَ الْقَمْحِ فِي الْحَقْلِ، مِمَّا خَلَقَ مَنْظَرًا جَمِيلاً.

Rüzgar, tarladaki başakları dalgalandırarak güzel bir görüntü oluşturdu.

أَثَارَ حَدِيثُهُ الْجَمِيعَ فِي الْقَاعَةِ وَخَلَقَ حَمَاسًا كَبِيرًا.

Konuşması, salondaki herkesi dalgalandırdı ve büyük bir heyecan yarattı.

İlişkili Kelimeler