dallanmak

بَدَأَتِ الْأَشْجَارُ تَتَفَرَّعُ بِسُرْعَةٍ فِي الرَّبِيعِ.

Ağaçlar baharda hızla dallanmaya başladı.

تَتَشَعَّبُ الطُّرُقُ هُنَا، يَجِبُ أَنْ تَكُونَ حَذِرًا.

Yollar burada dallanıyor, dikkatli olmalısın.

İlişkili Kelimeler