dam

سَقْف — أَسْقُف

كَانَ سَقْفُ الْمَنْزِلِ الْقَدِيمِ عَلَى وَشْكِ الِانْهِيَارِ، لِذَلِكَ كَانَ لَا بُدَّ مِنْ إِصْلَاحِهِ.

Eski evin damı çökmek üzereydi, bu yüzden tamir edilmesi gerekiyordu.

كَانَ مِنَ المُمْتِعِ جِدًّا الِاسْتِلْقَاءُ عَلَى السَّطْحِ وَمُشَاهَدَةُ النُّجُومِ في لَيَالِي الصَّيْفِ.

Yaz gecelerinde damda yatıp yıldızları seyretmek çok keyifliydi.

İlişkili Kelimeler