هَذِهِ الْجُبْنَةُ لَذِيذَةٌ جِدًّا بِبِنْيَتِهَا الْوَرِيدِيَّةِ.
Bu peynir, damarlı yapısıyla çok lezzetli.
هَذِهِ الْجُبْنَةُ لَذِيذَةٌ جِدًّا بِبِنْيَتِهَا الْوَرِيدِيَّةِ.
Bu peynir, damarlı yapısıyla çok lezzetli.
بَدَتْ ذِرَاعَيْهِ مُتَعَرِّقَةً بَعْدَ مُمَارَسَةِ الرِّيَاضَةِ.
Spor yaptıktan sonra kolları damarlı görünüyordu.
إِنَّهُ شَخْصٌ عَنِيدٌ، لَا يَقْتَنِعُ بِسُهُولَةٍ.
O, damarlı bir insandır, kolay kolay ikna olmaz.
مُجَزَّع