damgalamak

وَقَفَ الْمُوَظَّفُ فِي الطَّابُورِ لِيَخْتِمَ جَوَازَ السَّفَرِ بِخَتْمِ الدُّخُولِ.

Memur, pasaportu giriş mührüyle damgalamak için sıraya girdi.

إِنَّ وَصْمَ شَخْصٍ مُتَّهَمٍ ظُلْمًا هُوَ سُلُوكٌ قَاسٍ جِدًّا.

Haksız yere suçlanan birini damgalamak çok acımasız bir davranıştır.

يَمِيلُ الْمُجْتَمَعُ إِلَى وَصْمِ الْمُخْتَلِفِ بِالْعَارِ عَلَى الْفَوْرِ.

Toplum, farklı olanı hemen damgalamak eğilimindedir.

İlişkili Kelimeler