darmadağın

تَرَكَ الْغُرْفَةَ فَوْضَوِيَّةً، كُلُّ مَكَانٍ مَلِيءٌ بِالْأَشْيَاءِ.

Odayı darmadağın bırakmıştı, her yer eşyayla doluydu.

الْأَدْرَاجُ غَيْرُ مُنَظَّمَةٍ، لَا شَيْءَ فِي مَكَانِهِ.

Çekmeceler darmadağın, hiçbir şey yerli yerinde değil.

Eşdizimler