تَرَكَ الْأَطْفَالُ الْأَلْعَابَ فَوْضَوِيَّةً.
Çocuklar oyuncakları darmadağınık bırakmışlar.
تَرَكَ الْأَطْفَالُ الْأَلْعَابَ فَوْضَوِيَّةً.
Çocuklar oyuncakları darmadağınık bırakmışlar.
الْمَنْزِلُ مُبَعْثَرٌ، يَجِبُ أَنْ أَبْدَأَ التَّنْظِيفَ.
Ev darmadağınık, temizliğe başlamalıyım.
لَا يَسْتَطِيعُ الْعُثُورَ عَلَى أَيِّ شَيْءٍ لِأَنَّ مَكْتَبَهُ غَيْرُ مُرَتَّبٍ.
Masası darmadağınık olduğu için hiçbir şey bulamıyor.