dava etmek (veya açmak)

رَفَعَ الْمُوَاطِنُ الَّذِي يَعْتَقِدُ أَنَّهُ تَعَرَّضَ لِلظُّلْمِ دَعْوَى قَضَائِيَّةً ضِدَّ الشَّرِكَةِ.

Haksızlığa uğradığını düşünen vatandaş, şirketi dava etti.

قَامَ الْمُحَامِي بِمُقَاضَاةِ الطَّرَفِ الْآخَرِ مُمَثِّلاً عَنْ مُوَكِّلِهِ.

Avukat, müvekkilini temsil ederek karşı tarafı dava etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler