davalık

أَصْبَحَتْ هَذِهِ الْأَرْضُ مَوْضُوعَ دَعْوَى قَضَائِيَّةٍ مُنْذُ فَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Bu arsa, uzun süredir davalık bir konu haline geldi.

قَدْ يَتَحَوَّلُ هَذَا النِّزَاعُ إِلَى وَضْعٍ يَسْتَدْعِي التَّقَاضِيَ.

Bu anlaşmazlık, davalık bir duruma dönüşebilir.