davet etmek

دَعَوْتُ صَدِيقِي إِلَى حَفْلَةِ عِيدِ مِيلَادِي.

Arkadaşımı doğum günü partime davet ettim.

وَجَّهَتِ الشَّرِكَةُ دَعْوَةً لِعُمَلَائِهَا إِلَى فَعَّالِيَّةٍ خَاصَّةٍ.

Şirket, müşterilerini özel bir etkinliğe davet etti.

اسْتَدْعَتِ الشُّرْطَةُ الْمُشْتَبَهَ بِهِ لِلْإِدْلَاءِ بِشَهَادَتِهِ.

Polis, şüpheliyi ifade vermek üzere davet etti.

İlişkili Kelimeler