بَقِيَ مَلِيئًا بِالْكَدَمَاتِ لِأَنَّهُ تَلَقَّى ضَرْبًا فِي الشِّجَارِ.
Kavgada dayak yediği için morluklar içinde kaldı.
بَقِيَ مَلِيئًا بِالْكَدَمَاتِ لِأَنَّهُ تَلَقَّى ضَرْبًا فِي الشِّجَارِ.
Kavgada dayak yediği için morluklar içinde kaldı.
تَعَرَّضَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ لِلضَّرْبِ لِأَنَّهُ قَاوَمَ اللُّصُوصَ.
Yaşlı adam, hırsızlara direndiği için dayak yedi.
أَكَلَ عَلْقَةً