لَيْسَ عِنْدِي تَحَمُّلٌ لِلْحَرِّ الشَّدِيدِ.
Aşırı sıcağa dayancım yok.
لَيْسَ عِنْدِي تَحَمُّلٌ لِلْحَرِّ الشَّدِيدِ.
Aşırı sıcağa dayancım yok.
إِنَّ تَحَمُّلَهُ هُوَ مَا جَعَلَهُ يَتَمَسَّكُ بِالحَيَاةِ عَلَى الرَّغْمِ مِنْ كُلِّ هَذَا الأَلَمِ.
Onun dayancı, bu kadar acıya rağmen hayata tutunmasını sağladı.
يُمْكِنُ اعْتِبَارُ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِمَثَابَةِ دَعْمٍ لِلْمُجْتَمَعِ.
Bu proje, toplumun dayancı olarak görülebilir.