değerlenmek

ارْتَفَعَتْ قِيمَةُ الأَسْهُمِ الَّتِي اسْتَثْمَرْتُ فِيهَا كَثِيرًا فِي الأَشْهُرِ الأَخِيرَةِ.

Yatırım yaptığım hisseler son aylarda çok değerlendi.

زَادَتْ قِيمَةُ الأَرَاضِي فِي المَدِينَةِ كَثِيرًا بَعْدَ بِنَاءِ خَطِّ المِتْرُو الجَدِيدِ.

Şehirdeki arsaların değeri, yeni metro hattı yapıldıktan sonra çok değerlendi.

تَتَحَسَّنُ سُمْعَةُ الشَّرِكَةِ تَدْرِيجِيًّا بِفَضْلِ المَشَارِيعِ النَّاجِحَةِ.

Şirketin itibarı, başarılı projeler sayesinde giderek değerleniyor.

İlişkili Kelimeler