قَائِمَةُ هَذَا الْمَطْعَمِ مُخْتَلِفَةٌ جِدًّا عَنِ الْآخَرِينَ.
Bu restoranın menüsü diğerlerinden çok değişik.
قَائِمَةُ هَذَا الْمَطْعَمِ مُخْتَلِفَةٌ جِدًّا عَنِ الْآخَرِينَ.
Bu restoranın menüsü diğerlerinden çok değişik.
فِي السُّوقِ فَوَاكِهُ مُتَنَوِّعَةٌ، فَاشْتَرَتْ أُمِّي مِنْهَا الْكَثِيرَ لِلْعَائِلَةِ.
Pazarda değişik meyveler vardı, annem de aileye bunlardan çok aldı.
لَدَيْهِ أُسْلُوبٌ غَيْرُ عَادِيٍّ، يَلْفِتُ الِانْتِبَاهَ دَائِمًا.
Onun değişik bir tarzı var, her zaman dikkat çekiyor.
مُغَايِر، مُنَوَّع، مُتَغَايِر