değirmi

كَانَ شَكْلُ الطَّبَقِ مُسْتَدِيرًا، لِذَلِكَ لَمْ يَكُنْ يَجْلِسُ تَمَامًا عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Tabağın şekli değirmiydi, bu yüzden masaya tam oturmuyordu.

تَمَّ تَصْمِيمُ الْمَسْبَحِ فِي الْحَدِيقَةِ بِشَكْلٍ دَائِرِيٍّ، وَكَانَ يَبْدُو لَطِيفًا لِلْغَايَةِ.

Bahçedeki havuz değirmi şekilde tasarlanmıştı, çok hoş görünüyordu.

بِمَا أَنَّ الطَّاوِلَةَ دَاخِلَ هَذِهِ الْغُرْفَةِ مُدَوَّرَةٌ، يُمْكِنُ لِعَدَدٍ أَكْبَرَ مِنَ الْأَشْخَاصِ الْجُلُوسُ حَوْلَهَا.

Bu odanın içindeki masa değirmi olduğu için daha çok kişi etrafında oturabiliyor.

İlişkili Kelimeler