قَادَ السَّيَّارَةَ بِسُرْعَةٍ جُنُونِيَّةٍ، مِمَّا أَخَافَ الجَمِيعَ.
O, delice bir hızla arabayı sürerek herkesi korkuttu.
قَادَ السَّيَّارَةَ بِسُرْعَةٍ جُنُونِيَّةٍ، مِمَّا أَخَافَ الجَمِيعَ.
O, delice bir hızla arabayı sürerek herkesi korkuttu.
حَاوَلَ شِرَاءَ تَذْكِرَةٍ لِلْحَفْلِ المُوسِيقِيِّ بِرَغْبَةٍ جُنُونِيَّةٍ.
Delice bir arzuyla o konsere bilet almaya çalıştı.
بِسَبَبِ سُلُوكِهِ المُتَهَوِّرِ، فَإِنَّهُ يُوقِعُ نَفْسَهُ فِي المَشَاكِلِ بِاسْتِمْرَارٍ.
Delice davranışları yüzünden sürekli başını belaya sokuyor.