اعْتَرَفَ بِأَنَّهُ يُحِبُّهَا بِجُنُونٍ فِي النِّهَايَةِ.
Ona delicesine aşık olduğunu itiraf etti sonunda.
اعْتَرَفَ بِأَنَّهُ يُحِبُّهَا بِجُنُونٍ فِي النِّهَايَةِ.
Ona delicesine aşık olduğunu itiraf etti sonunda.
نَجَحَ فِي اجْتِيَازِ الاِمْتِحَانِ بِالعَمَلِ بِشَكْلٍ جُنُونِيٍّ.
Delicesine çalışarak sınavı kazanmayı başardı.
أَفْلَسَ فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ عَنْ طَرِيقِ إِنْفَاقِ المَالِ بِتَهَوُّرٍ.
Delicesine para harcayarak kısa sürede iflas etti.