delikli

اِرْتَدَيْتُ الْحِزَامَ الْمَثْقُوبَ عَلَى بَنْطَالِي.

Delikli kemeri pantolonuma taktım.

اِسْتَخْدَمُوا لَوْحَةً بِهَا ثُقُوبٌ لِتَوْفِيرِ التَّهْوِيَةِ.

Delikli bir levha kullanarak havalandırmayı sağladılar.

جمعت الأوراق المخرّمة معًا.

Delikli kağıtları bir araya getirdim.