كَادَ يُجَنُّ مِنْ كَثْرَةِ الْعَمَلِ.
O kadar çok çalışmaktan neredeyse delirecekti.
كَادَ يُجَنُّ مِنْ كَثْرَةِ الْعَمَلِ.
O kadar çok çalışmaktan neredeyse delirecekti.
أُصِيبَتِ الْمَرْأَةُ بِالْجُنُونِ بَعْدَ وَفَاةِ زَوْجِهَا.
Kocasının ölümünden sonra kadın delirdi.
فَقَدَ الْعَدِيدُ مِنَ الْجُنُودِ عُقُولَهُمْ بِسَبَبِ مَا رَأَوْهُ فِي الْحَرْبِ.
Savaşta gördükleri yüzünden birçok asker delirdi.
خَفَّ عَقْلُهُ، تَخَبَّلَ