بَذَلَ الرَّجُلُ جُهْدًا كَبِيرًا لِثَقْبِ اللَّوْحِ بِالْمَسَامِيرِ.
Adam, tahtayı çiviyle delivermek için büyük bir çaba sarf etti.
بَذَلَ الرَّجُلُ جُهْدًا كَبِيرًا لِثَقْبِ اللَّوْحِ بِالْمَسَامِيرِ.
Adam, tahtayı çiviyle delivermek için büyük bir çaba sarf etti.
اسْتَخْدَمَ اللُّصُوصُ أَدَوَاتٍ خَاصَّةً لِنَقْبِ الْخَزْنَةِ.
Hırsızlar, kasayı delivermek için özel aletler kullanmışlar.