عَمَّقَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ لِكَيْ يَفْهَمَهُ الطُّلَّابُ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğretmen, konuyu daha iyi anlaşılması için derinleştirdi.
عَمَّقَ الْمُعَلِّمُ الْمَوْضُوعَ لِكَيْ يَفْهَمَهُ الطُّلَّابُ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.
Öğretmen, konuyu daha iyi anlaşılması için derinleştirdi.
تَمَّ إِبْرَامُ اتِّفَاقِيَّاتٍ جَدِيدَةٍ لِتَوْثِيقِ الْعَلَاقَاتِ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ.
İki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmek için yeni anlaşmalar yapıldı.
إِعْمَاق