إِنَّهُ يُحَافِظُ دَائِمًا عَلَى غُرْفَتِهِ مُرَتَّبَةً.
Odasını her zaman derli toplu tutar.
إِنَّهُ يُحَافِظُ دَائِمًا عَلَى غُرْفَتِهِ مُرَتَّبَةً.
Odasını her zaman derli toplu tutar.
أُحِبُّ الْعَمَلَ بِطَرِيقَةٍ مُنَظَّمَةٍ.
Derli toplu bir şekilde çalışmayı severim.
تَبْدُو كُلُّ زَاوِيَةٍ فِي الْمَنْزِلِ مُنَسَّقَةً وَأَنِيقَةً.
Evin her köşesi derli toplu ve şık görünüyor.
مُوَضَّب