أَعْدَاؤُهُ قَدْ أَعَدُّوا لَهُ مَكِيدَةً.
Düşmanları ona karşı bir desise hazırlamışlar.
أَعْدَاؤُهُ قَدْ أَعَدُّوا لَهُ مَكِيدَةً.
Düşmanları ona karşı bir desise hazırlamışlar.
قَدْ تَكُونُ هَذِهِ خُدْعَةً، يَجِبُ أَنْ نَكُونَ حَذِرِينَ.
Bu bir desise olabilir, dikkatli olmalıyız.
كَانَ دَائِمًا يُنْجِزُ أَعْمَالَهُ بِالْحِيَلِ.
O, her zaman desiselerle işlerini hallederdi.
مَكْر، خَدِيعَة