deste

حُزْمَة — حُزَم

اشْتَرَيْتُ حُزْمَةَ وُرُودٍ مِنْ بَائِعِ الزُّهُورِ وَوَضَعْتُهَا فِي الْمَزْهَرِيَّةِ.

Çiçekçiden bir deste gül aldım ve onları vazoya koydum.

كَوْمَة — كُوَم

كَانَ هُنَاكَ كَوْمَةٌ مِنَ الْأَوْرَاقِ عَلَى الطَّاوِلَةِ، كُلُّهَا مُكَدَّسَةٌ بِشَكْلٍ مُنَظَّمٍ.

Masanın üzerinde bir deste kağıt vardı, hepsi düzenli bir şekilde istiflenmişti.

أَعْدَدْتُ مَجْمُوعَةً مِنْ أَوْرَاقِ اللَّعِبِ لِلُّعْبَةِ، يُمْكِنُنَا الْبَدْءُ الْآنَ.

Oyun için bir deste iskambil kartı hazırladım, şimdi başlayabiliriz.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler