devasa

يُوجَدُ تِمْثَالٌ ضَخْمٌ عِنْدَ مَدْخَلِ المَدِينَةِ.

Şehrin girişinde devasa bir heykel bulunuyor.

وَقَعَ دَمَارٌ هَائِلٌ فِي الزِّلْزَالِ.

Depremde devasa bir yıkım yaşandı.

تَمَّ إِنْشَاءُ جَنَاحٍ عِمْلَاقٍ فِي مِنْطَقَةِ المَعْرِضِ.

Fuar alanında devasa bir stant kurulmuştu.