devrik

كَانَتْ سَيَّارَةٌ مَقْلُوبَةٌ تَقِفُ فِي مُنْتَصَفِ الطَّرِيقِ.

Devrik bir araba yolun ortasında duruyordu.

كَانَ قَارِبٌ مُنْقَلِبٌ يَطْفُو فِي الْبَحْرِ.

Devrik bir sandal denizde yüzüyordu.

İlişkili Kelimeler