diş

سِنّ — أَسْنَان

أَنَا لَا أَنْسَى أَبَدًا تَنْظِيفَ أَسْنَانِي بِالفُرْشَاةِ، وَأُحَافِظُ عَلَيْهَا نَظِيفَةً دَائِمًا.

Dişlerimi fırçalamayı asla unutmam, her zaman temiz tutarım.

فَصّ — فُصُوص

وَضَعَتْ أُمِّي فِي الْحِسَاءِ فَصَّ ثُومٍ وَاحِدًا لِأَنَّ أَبِي يُحِبُّ طَعْمَهُ.

Annem çorbaya bir diş sarımsak koydu, çünkü babam tadını seviyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler